Kimi yazarlar dönemlerini anlatır. Kimi yazarlar ise insanı. Dönemler değişir; şehirler büyür, sokaklar kaybolur, insanlar farklı hayatlar yaşamaya başlar. Ama insanın hissettiği duygular; yalnızlık, sevinç, özlem, kırgınlık pek değişmez.
Bu nedenle insanı yazan yazarlar, dolayısıyla onların öyküleri zamanın değişimine daha dirençli olur. Kahramanları sıradan insanlardır; örneğin Sait Faik’in balıkçıları… Bazen çok çalışan bir işçi, bazen de beş parasız bir işsiz. Dünya umurunda olmayan çocuklar, Arnavut kaldırımlarında dolaşan insanlar ya da duman altında kaybolan kahvehane müdavimleri… Böylelikle yazar, öykünün içinde insanı görünür kılar.
Sait Faik’in öykülerinde kartpostallardaki İstanbul’u değil, yaşamın tam içindeki insanları görürüz. Bu da öykülerinin ömrünü uzattığı gibi her dönemde okuru metnin içine çeker. Zaman geçtikçe mekânlar değişse de, yaşamı kolaylaştıran araçlar çoğalsa da, teknoloji bizi birçok imkânsıza ulaştırarak hayatımızı genişletse de insanı insan yapan hisler değişmez. Yetmiş, seksen yıl önce yazılmış bir öyküde bize dokunan bir şey varsa, o da bu hislerdir.
Yazarımız da meramını büyük laflarla değil, küçük ama etkisi büyük cümlelerle anlatır. Belki de bu yüzden okuruna eşsiz bir okuma keyfi sunar.
Bu yıl, edebiyat alanında şehrimizin kıymetli isimlerinden Ercan Yılmaz ile Sait Faik okumaları yaptık. Her salı akşamı bir öyküyü incelerken içimde birçok duygu ve düşünce canlandı. Bir kısmını öykücü dostlarımla konuştuk, paylaştık ancak neden yazılı olmasın, dedim. Kısa bir internet taraması yaptığımda ise yazar hakkında, özellikle öykülerini merkeze alan inceleme yazılarının çok az olduğunu gördüm. Bu da bende bir istek uyandırdı. Tüm öykülerini olmasa da, gücüm yettiğince, dilim döndüğünce öyküleri hakkında yazmak istedim.
Bu yazı dizisinde her hafta bir öykü üzerinden; yazıldığı dönemi, yazı dilini, bana düşündürdüklerini ve zaman zaman yazarın yaşamındaki yerini birlikte inceleyeceğiz.
Her yolculuğun bir başlangıcı vardır. Sait Faik’in yazarlık yolculuğunda bizi karşılayan ilk durak, 1928 yılında Bursa’da kaleme aldığı İpekli Mendil öyküsü olacak. Henüz gencecik bir öğrenciyken yazdığı bu öyküyle birlikte, Sait Faik’in öykücülük serüveninin izlerini sürmeye çalışacağız.
Kendi adıma heyecanlıyım. Umarım bu yolculuk, hem yazarken bana hem de okurken sizlere yeni pencereler açar. İlk öykü incelemesinde görüşmek üzere.
Daima sevgiyle.