Pazar akşamı kıymetli bir arkadaşımdan mesaj aldım: “Biz Sevda ile açık havada boyama etkinliği yapacağız, katılmak ister misin?” Bu benim asla reddedemeyeceğim bir teklifti. “Evet,” dedim. Tarihini, saatini, mekanını belirledik. Sadece boyalarımızı ve kâğıtlarımızı alıp gidecektik.
Genelde takvimimi önceden planlarım. Böyle spontane tekliflere her zaman açık olamıyorum. Zaman uygundu, açık havada, üstelik sevdiğim insanlarla birlikte olacaktım. Bulunmaz güzel bir fırsattı benim için.
Yoğun bir hafta sonundan çıkınca yiyecek ve içecek konusunda hazırlık yapmak aklıma gelmedi. Oysa etkinlik ve dış mekan buluşmalarında hazırlık yapan, hazırlık olmasa da organizasyonu üstlenen genelde ben oluyorum. Bunu yapmak bana iyi geliyor elbette. Öyle olmasa yapmam ama bir yandan da üst üste planlama, peş peşe organizasyon yapmak yorucu oluyor. Üstelik katılacağını söyleyenlerin son anda vazgeçmesi ya da buluşma sonrasında herkesin aynı memnuniyetle ayrılmaması insanın enerjisini epeyce düşürüyor. Bu nedenle buluşmalarda daha sade teklifler sunuyorum.
Bu buluşmada ise şöyle bir şey oldu; Sevda salata hazırlamış, Beyhan atıştırmalık tatlı yapmış. Sıcak içecekler, soğuk içecekler, kalemler, boyalar getirilmiş. Yiyecekler için servis tabakları, içecekler için özenle seçilmiş bardaklar… Limonlu peçetemiz, rengârenk boyalarımız; masa lambası da dahil olmak üzere birçok ince detay. Onların mesaisi biraz daha erken bittiği için erkenden mekana gitmişler, ben gelene kadar da adeta Pinterest’ten çıkmış gibi bir masa hazırlamışlar.
İnsan ne yaparsa kendine yapar diye düşünenlerdenim. İnsan, yaptığı güzelliklerle şekillenir, çiçeklenir. Aksi de mümkün tabii; yaptığı kötülüklerle hem ruhu hem de gözü kararır. Ancak ben dün akşam o güzel masayı görünce şunu da düşündüm: İnsan bir güzellik yaptığında sadece kendisine yapmış olmuyor, çevresini de çiçeklendiriyor. Bu ne güzel bir etki!
Gecenin sonunda şunu da düşündüm; uzun zamandır o kadar verici olmuşum ki, neredeyse alıcı olmayı unutmuşum. Dün akşam, benden hiçbir şey beklemeden özenle hazırlanmış o masada kendimi ziyadesiyle özel hissettim. Meğer insanın bazı zamanlarda, kendini özel hissettiği masalarda oturması ne kadar kıymetliymiş.
Huzur Koridoru’nun kapısından geçerken gecemizin huzurlu geçeceğini biliyordum. Fakat daha da güzel olacağını nereden bilecektim! Bana bu hissi yaşattığınız için teşekkür ederim. Sizleri çok seviyorum.
Ve bu yazıyı okuyan herkesin, bir gün kendisi için özenle hazırlanmış, huzurlu bir masada oturup hem ruhunu hem bedenini doyurmasını diliyorum.
Daima sevgiyle.
Harika bir akşam
Canım Bedia, Bu güzel kelimelerine güzel anlatımına dahil olmak harika bir duygu. Birlikte sevgi ve samimiyetle dolu nice masalar kurmak dileğiyle. Sıcaklığın samimiyetin için çok teşekkür ederim.
Beyhan Zehir - 05 Ağu 2026 18:13