Şöyle karşımda olsan, dünyadan ülkemize, ülkemizden evimize kadar anlatacağım o kadar çok şey var ki baba. Bir çok ülke birbirine girdi mesela. 3. Dünya savaşı çıktı, çıkıyor derken sular duruldu. Sular demişken; son bir yılda acayip yağmur yağdı. Göller kuruyor, içerecek su bulamayacağız, su savaşları başlayacak derken yıllardır kuru duran dereler akmaya, şelaleler coşmaya başladı.
Telefona gelen bildirim sesiyle şunu hatırladım; özlediğinde arar, “n’aaber Bızdık” dedikten sonra birkaç önemli haber anlatırdın. Dünya gündemine dair bilgileri senden alır, onlarla ne yapacağımı bilemezdim. Onun yerine “özledim kız, sesini duymak istedim.” Demeni beklerdim. Şimdi arasan, dünya tarihini anlatsan, saatlerce dinlerdim.
Siyaset yine bildiğin gibi işte. Sadece şekiller ve isimler değişmiş, hikaye hep aynıymış gibi. Belki bana öyle geliyor. Belki de senden sonra gündemle ilişiğimi kestiğim için aynı hikaye tekrar ediyormuş gibi geliyor. Ya da ben gerçekten siyasetten anlamıyorum, burasını inan hiç bilemiyorum.
Gelelim ekonomi haberlerine. Artık yarın yok baba. Akraba, eş, dost; onlar da yok. İnsanlar ve bazen çok yakın insanlar zamanı, parayı, gücü, ince bir duyguyu; ardını düşünmeden kolayca harcıyor. Biz, ne harcayabildik ne ilerleyebildik; aynı yerdeyiz. Bizi bıraktığın o evde.
Değişen şeyler de var elbette. Hani göz yaşlarını akıtarak ayrıldığın eski ev var ya. Orası artık bir harabe. Yenilemek istediğin duvarlar dökülüyor, değiştirmek istediğin pencerenin camları kırık, boyamak istediğin kapılar simsiyah. İnsan koysan yaşamaz ama kediler yaşıyor. Senin yaşamanı reva görmeyenler kedileri yaşatıyor.
Gördüğün üzere hayvan hakları da epeyce yol kat etti ülkemizde. Hatta bazı hayvanlar insan canından, insanî duygulardan daha da mühim bir mesele. Gurur duymak ile ağlamak arasında kalıyor, bazen ne yapacağımı bilemiyorum. Tüm bunları sana anlatmayı, senin fikirlerini duymayı özlüyorum baba. O kırık camdan estireceğin rüzgara, karanlık köşede yakacağın muma ihtiyacım var galiba.
Gittiğin yerde mutlu ol ve günün kutlu olsun baba.
Bediş'e
Bızdık ne kadar güzel bir sevgi ifade şekli. Üstelik dünyanın gündemini sizinle paylaşması belki bir yorum duymak belki en sevdiğine iç dökmek değil mi? Bizim topraklarda babalar pek seni seviyorum demez. Belki senin babacığın demiştir bilemem tabii. Sevgilerini gösterme şekilleri farklı farklı. Uzaktan uzaktan ama hep bir candan. Rabbim nurlar içinde yatırsın. Çok beğendim iç döküntünü. Ben de dökseydim iyi olurdu ama neyse. Vakti var demek ki. Sevgiler.
Misafir - 21 Haz 2026 20:50